Jül Sezar: Roma’yı Sarsan Adamın Efsanevi Hikayesi
Bir adam düşünün… Roma’nın kaderini kökten değiştiren, hem liderliği hem de trajik ölümüyle tarihe geçen bir isim: Gaius Julius Caesar. Kısaca Sezar. MÖ 102 yılında Roma’da doğmuş. Annesi Aurelia Cotta, babası Gaius Julius’muş. Ama Sezar’ın doğumu bile sıradan olmamış. Rivayete göre, doğumu sırasında annesi ölmüş ve Sezar, karnı kesilerek dünyaya getirilmiş. İşte “Sezar” adının buradan geldiği söylenir. Hatta bugünkü sezaryen kelimesinin de buradan türediği düşünülür ama tarihçiler bu iddiayı pek gerçekçi bulmaz. Yine de, kaderin cilvesiyle doğan bir liderin hayatının da sıradan olması beklenemezdi elbette…

Soylu Bir Aileden Gelen Sezar
Sezar, Roma’nın köklü ve soylu ailelerinden birinden geliyormuş. Söylentiye göre, Roma’nın atası sayılan Troyalı kahraman Aeneas’ın soyundan geliyormuş. Yani Sezar, soy bakımından Roma’nın kaderini belirlemeye doğuştan hak kazanmış diyebiliriz.
Ancak Sezar’ın hayatı doğuştan altın tepside sunulmamış. Güç savaşlarının ve iktidar kavgalarının tam ortasında büyümüş. Siyasi hayatına Pompeius (Pompei) ile ittifak kurarak başlamış. Hatta Pompeius’un kayınbiraderi olmuş. Ama zamanla bu dostluk rekabete dönüşmüş ve iki lider birbirine rakip olmuş.
Sezar, bir keresinde şöyle demiş:
“Roma’da ikinci olmaktansa, Tiber Nehri kıyısındaki bir köyde birinci olmak evladır.”
Bu söz bile onun liderlik ve güç konusundaki kararlılığını özetliyor.
Sezar’ın Zafer Yolu: Gallia Seferleri
Sezar, askeri başarısıyla Roma’nın sınırlarını genişletmek için harekete geçmiş. Konsül olarak Roma’yı tek başına yönetmeye başlamış ve Senato’yu ikinci plana itmiş. Fakir vatandaşlara ve Pompeius’un terhis ettiği askerlere toprak dağıtmış. Bu sayede halkın ve ordunun desteğini sağlamış.
MÖ 58’de Gallia’ya (bugünkü Fransa, Belçika, İsviçre ve Kuzey İtalya) sefere çıkmış. Sekiz yıl içinde Ren Nehri’nden Pireneler’e kadar bütün bölgeyi ele geçirmiş. Sezar, Gallia Seferi sayesinde hem zengin ganimetler elde etmiş hem de tecrübeli bir ordu kurmuş. Roma’nın en güçlü adamı artık oydu.
Üstelik bu başarısını yazıya dökerek “Galya Savaşları” adlı eserinde anlatmış. Yani yalnızca bir komutan değil, aynı zamanda yetenekli bir tarihçi de olmuş.
Sezar’ın Monarşi Hayali

Sezar, Roma Cumhuriyeti’ni merkezileştirmek ve monarşik bir yapı kurmak istiyormuş. Bu durum, Senato’da huzursuzluk yaratmış. Halk Sezar’ı sevse de, aristokratlar onun diktatörlüğünden rahatsız olmuş. Nitekim MÖ 44’te “ömür boyu diktatör” ilan edilmesi, Roma’da monarşi korkusunu daha da körüklemiş.
Senato’da Sezar’a karşı bir suikast planı hazırlanmış. İşin acı tarafı, Sezar’ın vaktiyle affettiği kişiler de bu planda yer alıyormuş. Dahası, Sezar’ın en güvendiği kişi Brutus de işin içindeymiş.
15 Mart MÖ 44’te Sezar, Senato’ya gitmiş. Senatörler üzerine çullanıp onu bıçaklamışlar. Sezar, saldıranlar arasında Brutus’ü görünce tarihe geçen o meşhur sözleri söylemiş:
“Et tu, Brute?” (Sen de mi Brutus?)
İhanetin ağırlığı altında yere yığılmış ve oracıkta can vermiş.
Kleopatra ve Sezar Aşkı
Sezar’ın hayatında bir de Kleopatra vardı… Sezar, İskenderiye sarayında 21 yaşındaki Kleopatra ile tanışmış. Efsaneye göre Kleopatra, bir halıya sarılarak saraya gizlice sokulmuş ve Sezar’ın karşısına çıkmış. Güzel ve zeki Kraliçe, Sezar’ı etkileyip ondan kardeşlerine karşı destek istemiş.
Kleopatra, Sezar’dan bir oğul dünyaya getirmiş: Kaisarion (Caesarion). Sezar, Roma’ya dönerken Kleopatra ve oğlunu da yanına almış. Ancak Sezar’ın öldürülmesinden sonra Kleopatra İskenderiye’ye geri dönmüş ve Kaisarion’u yetiştirmiş.
Sezar’ın Varisi: Octavianus
Sezar’ın ölümünden sonra Roma’da dengeler değişmiş. Sezar, yeğeni Octavianus’u evlat edinmiş ve varisi ilan etmişti. Octavianus, amcasının mirasını devralmış ve kısa süre içinde Roma’nın en güçlü adamı olmuş. Marcus Antonius ile giriştiği savaşı kazanınca “Sezar Augustus” adıyla Roma’nın ilk imparatoru olmuş. Sezar’ın adı ve mirası, Augustus ile birlikte Roma’nın kaderine yön vermeye devam etmiş.
Takvim Düzeni ve Sezar’ın Ayları
Sezar, askeri ve siyasi başarılarının yanı sıra, bugün bile kullandığımız takvim sistemini de düzenlemiş.
Sezar’dan önce Romalılar, ay takvimine göre yaşıyormuş. Bir yıl 355 gün sürüyormuş ve mevsimlerin zamanlaması sürekli değişiyormuş. Sezar, Mısır seferinde güneş takvimini öğrenmiş ve Roma’da uygulamaya karar vermiş.
365 gün + 4 yılda bir artık gün ekleyerek Jülyen Takvimi‘ni oluşturmuş. Yılın yedi ayını 31 gün, dört ayını 30 gün yapmış. Şubat ise 28 gün sürüyormuş.
Sezar doğduğu aya kendi adını vermiş: Julius (Temmuz). Sonradan Augustus, Sezar’dan aşağı kalmamak için bir sonraki aya kendi adını vermiş: Augustus (Ağustos). Ama Julius’un ayı 31 günken, Augustus’un ayı 30 gün olamazdı! Augustus’un talimatıyla Şubat’tan bir gün daha alınmış ve Ağustos da 31 gün olmuş. Zavallı Şubat ise o gün bugündür 28 gün (artık yıllarda 29 gün) çekmeye devam ediyor.
Sezar’ın Mirası
Sezar’ın hayatı, ihanet, zafer, aşk ve trajediyle örülü bir efsane olmuş. Roma’nın altın çağı, onun bıraktığı mirasla başlamış.
Bugün “Sezar” adı, imparatorluk ve liderlik anlamına geliyorsa, bu Gaius Julius Caesar’ın mirasıdır.
Sen de mi, Brutus? Belki de bu söz, tarihin en acı ihaneti olarak sonsuza kadar yankılanacak…
Bir yanda “Geldim, gördüm, yendim!” diyen Sezar, diğer yanda Roma yanarken liriyle konser veren Nero… Ve tabii ki atını senatör yapmaya çalışan Caligula gibi skandallar kralları da var Roma imparatorluğunda. Taht kavgaları, suikastlar, çılgın reformlar ve bolca entrika… Roma İmparatorluğu’nun hikayesi, resmen antik dönemin “Taht Oyunları” gibiydi. Her imparator kendi döneminde Roma tarihine damga vurmuş diğer imparatorluklarının çılgınlıklarına bu linkten ulaşabilirsin.