Sizin için de Kayseri demek mantı, pastırma ve Erciyes Dağı Kayak Merkezi demek ise bu güzel şehri daha detaylı keşfetmeye hazır olun derim. Kayseri’ye ilk defa gidecek biri iseniz Kayseri deyince aklınıza ilk gelenlerin pastırma-sucuk ve Erciyes Kayak Merkezi olması gayet normal; ancak bu şehir sadece bunlardan ibaret değil elbet.
Yazıyı okumadan kısa bir Kayseri turu yapmak ister misiniz ?
Kayseri Tarihi
Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve tarihi neredeyse 5000 yıl öncesine uzanan bu güzel şehir; Hitit, Roma ve Bizans gibi büyük uygarlıklara da topraklarını açmış. Anadolu Selçuklu Devleti’nin Konya’dan sonra ikinci önemli şehri ve Mimar Sinan’ın doğduğu şehir olan Kayseri; aynı zamanda mübadele dönemi öncesinde burada yaşayan Ermeni ve Rumlar’ın bıraktığı taş yapıların ve zenginliklerin de şehri.
Kısacası; tarihi ve kültürel zenginlikleri, kervansarayları, gezilmesi gereken doğal güzellikleri ve lezzetli mutfağı ile Kayseri adeta bir derya deniz. Eğer Kayseri’ye gidecekseniz ve nerede ne yenilir, neresi gezilir, nasıl gidilir gibi sorular ile haşır neşirseniz; müjdemizi isteriz, sizin için harika bir gezi programı hazırladım.
Peki, Kayseri nerededir? Kayseri’de gezilecek yerler nereleridir? Kayseri’ye gidildiğinde ne yenilir, ne içilir? Kayseri seyahatine kaç gün ayırmak gerekir? İşte tüm bu soruların yanıtı sizin için detaylı bir şekilde hazırladığım Kayseri gezi rehberinde saklı. Hadi, Kayseri’yi keşfetmeye başlayalım mı?
Kayseri Nerededir ?

Türkiye’nin en kalabalık on beşinci şehri olan Kayseri; Erciyes Dağı eteklerine kurulmuş. Yozgat, Sivas, Kahramanmaraş, Adana, Niğde ve Nevşehir illeri ile çevrilidir. Aynı zamanda dünyanın en eski şehirlerinden birisi olan ve eski ismi ile Mazaka, Kaisareia olarak bilinen bu şehir; klasik çağlarda günümüzde de bilinen adı ile anılır; Kapadokya. Kızılırmak’ın güneyinde bulunan ve zamanında İpek Yolu’nun da geçtiği Kapadokya Bölgesi, bu konumu sebebi ile pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve ticari bakımdan öne çıkan şehirlerden birisi olmuştur.
2019 yılı nüfusu 1.407.409 kişi olan Kayseri; aynı zamanda Anadolu’nun sanayi merkezlerinden birisidir.
Kayseri İl’inin Tarihi
Kayseri İl’inin tarihi neredeyse 6000 bin yıl gerisine dayanır. MÖ 2000 yıllarında Anadolu’ya gelen Hititler, ilk olarak Kültepe (Kaniş) şehrini kurmuşlar ve buraya yerleşmişler. Kültepe, o dönemde Kayseri ovasının en büyük şehri olduğu gibi aynı zamanda Anadolu’nun da en büyük höyüklerinden birisi olmuş. Bölgede yapılan kazılarda; Hititler dönemine ait çivi yazısı bulunmuş ve bulunan bu yazılar aracılığı ile Hititli yerliler ile Asurlu tüccarlar arasında ticari ilişkilerin varlığı da ortaya çıkarılmış. Kültepe şehri, Roma devri sonuna kadar yerleşim yeri olarak kullanılmış.
Daha sonrasında Bizans döneminde de bölgenin önemli şehirlerinden birisi haline gelen bu şehir; Anadolu Selçuklu Devleti döneminde de Konya’dan sonra en önemli şehirlerden birisi olmuş.
Kayseri İsminin Tarihi Yolculuğu
Kayseri kentinin ismi nereden geliyor diye soracak olursanız; bizi yine uzun bir tarihi yolculuk beklemekte. Kayseri şehrinin adı Latince Caesarea olarak geçer. Yunanca ‘kaysaria’ olan adı Arapça biçiminden Türkçeleştirilmiş. Eski isimleri ‘Mazaka’ ve ‘Kaisareia’ olan bu şehir; İslam uygarlıkları döneminde “Kayser” veya “kaysar” adı ile anılmış. Hatta Osmanlı sultanları II. Mehmed döneminde resmî sıfatlar arasına Kayser-i Rum unvanı da dâhil edilmiş.
Kayseri Gezilecek Yerler
Kayseri denildiğinde akla gelen ilk yer Erciyes Dağı olsa da; bu şehir binlerce yıllık tarihi ile birçok kültürel mirası sınırlarında barındırır. Hem kent merkezinde hem de civar bölgelerde gezilecek yerler sizi plan yapmakta zorlasa da aslında 2-3 günlük bir seyahat programı ile çok rahat gezilecek bir şehirdir. Eğer 2 gününüz var ise tavsiyem ilk gün genelde kent merkezi ve etrafındaki yapıları gezmenizden yana olacaktır. Devamında ikinci gün ise; Erciyes Dağı’na çıkıp kayak yapabilir, ya da Sultan Sazlığı ya da Kapuzbaşı gibi çevresinde bulunan doğal güzelliklere doğru sakin bir rota planlayabilirsiniz. Eğer Kapadokya’yı bu plana dâhil etmek isterseniz; üçüncü gün Kapadokya’ya da geçebilirsiniz.
Osmanlı Sokağı/ Talas

Talas bölgesi Kayseri rotasının en güzel duraklarından birisi olabilir. Tehcir ve mübadele dönemlerine kadar Ermeni, Rum ve Türkler’in birlikte yaşadığı bu bölge; zengin bir kültürel mirası da barındırıyor. Ermenilerin taş işçiliğinde usta olduklarını düşünürsek bu bölgeyi gezerken bol bol taş yapı göreceksiniz, bu bile burayı gezmek için en güzel sebeplerden birisi olabilir. Taş evlerin, taş cami ve kiliseden camiye çevrilmiş yapıların yoğun olduğu bu bölgede; çoğu eski ve taş yapının kafe olarak dönüştürüldüğünü ve bu tarihi sokaklarda yer aldığını da söylememiz gerek.
Talas, Kayseri’nin bir ilçesi olsa da merkeze oldukça yakın. Bu rotaya Kayseri merkezden 8 kilometre yani ortalama 15 dakika gibi bir sürede ulaşabiliyorsunuz. Dolayısı ile Kayseri merkezi gezdiğiniz gün burayı da plana dâhil edebilirsiniz.
Yaman Dede Kültür ve Sanat Evi & Panaya Kilisesi

Talas’a geldiğinizde görmeniz gereken bir diğer duraklardan birisi de bu taş konak olmalıdır. Talaslı tüccar ve Rum bir ailenin avukat oğlu olan ve asıl adı Diyamandi olan 1887 doğumlu Yaman Dede’nin, restore edilmiş ve kültür evi olarak ziyarete açılmış konağını gezerken çok keyif alacağınızı söyleyebilirim.
Peki, kimdir bu Yaman Dede derseniz; zamanında eğitim için gittiği İstanbul’a gitmiş ve İmam Hatip ve Yüksek İslam Enstütüsü’nde Farsça öğrenmiş. Yaman Dede Mesnevi öğretisini burada benimsemiş. Yaman Dede 50’li yıllara geldiğinde kendi isteği ile Müslüman olmuş ve okullarda Farsça eğitimi vermeye başlamış. Yaman Dede zamanla Talas halkı tarafından çok sevilen biri haline gelmiş. Öldükten sonra da anısını yaşatmak için bu konak restore edilerek kültür evine çevrilmiş.
Sarnıçlı Yeraltı Şehri

Yer altı şehirlerini gezmek size de çok gizemli gelmiyor mu? Kayseri’ye geldiğinizde bu konuda şanslısınız çünkü yer altı şehirleri bakımından zengin bir bölgedesiniz. İşte onlardan bir tanesi de Ali Dağı’nın derinliklerinde bulunan Sarnıçlı Yeraltı Şehri.
Bu yeraltı şehri 3500 senelik geçmişe sahip. Birçok yeri halen ziyarete kapalı olan ve gizemini sürdüren Sarnıçlı Yer altı Şehri; 2010 yılından itibaren ziyarete açılmış. Hem çökme tehlikesinden hem de araştırmalar ve kazı çalışmaları halen devam ettiğinden bazı bölgeleri kapalı olsa da; açık olan yerleri bile sizi heyecanlandırmaya yetecektir.
Bölge yer altı şehirleri bakımından zengin bir bölge demiştik. Özellikle Kapadokya Bölgesi’ndeki yer altı şehirleri her yıl binlerce turisti ağırlıyor. Sarnıçlı Yeraltı Şehri de tıpkı Kapadokya’daki yeraltı şehirlerindeki gibi volkanik kayaların insanlar tarafından oyulması ve kendilerine yaşam alanları yaratması ile ortaya çıkmış. Sarnıçlı Yeraltı Şehri’ni gezerken ziyarete açık olan alanda şırahaneyi, mutfağı, güvercinlikleri ve şapeli görebiliyorsunuz.
Sarnıçlı yeraltı şehrinin en ilginç yerlerinden birisi de hiç şüphesiz daracık geçitleri ve tünelleri. Bunların bu kadar dar olmasının sebebi ise herhangi bir savaş anında düşmanın içeri tek kişi olarak girmesini sağlamakmış.
Yeraltı şehrinin isminde bulunan sarnıcı ise, 200 metrelik tünelden geçip sonuna vardığınızda görüyorsunuz. Burada şunu belirtmek lazım ki sarnıca ulaşana kadar gideceğiniz yol oldukça dar ve karanlık. Bu sebeple klostrofobisi olanlar buraya inmeyi bir kez daha düşünebilir. Burası hakkında ilginç bir bilgi daha; içerisi yaz kış fark etmeksizin hep 8 derece.
Meryem Ana Kilisesi (Kütüphane)

Bu yapı eski bir kilise aslında. Yapım tarihi olarak 19. yüzyılda inşa edilmiş olduğu düşünülen bu kilise restore edildikten sonra dev bir kütüphane ve araştırma merkezi olarak hizmet vermeye başladı. Üç bölümden oluşan bu kütüphane 24 saat açık ve öğrenciler araştırmalarını yapıp ücretsiz olarak çıktısını alabiliyorlar.
Gevher Nesibe Medresesi Selçuklu Uygarlığı Müzesi

Kayseri, birçok kültür ve uygarlığa ev sahipliği yapmış tarihi bir kent olduğu için günümüze ulaşan kültürel mirası da bir o kadar fazla.
Bunlardan birisi de hiç şüphesiz ki Anadolu’nun ilk uygulamalı tıp medresesi ve akıl hastalıkları hastanesi olan Gevher Nesibe Medresesi’dir.
Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev, bu medreseyi kız kardeşinin vasiyeti üzerine 1204 yılında inşa ettirmiş. Bu yapının bir de halk arasında anlatılan dokunaklı bir hikâyesi vardır.
Hikayeye göre; Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı 1. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kız kardeşi olan Gevher Nesibe, o zamanlarda başkomutana âşık olur. Sultan bu gizli aşkı öğrendiğine engel olmak ister ve başkomutanı savaştan savaşa gönderir ve şehit düşmesine neden olur. Gevher Nesibe ise bunun üzerine vereme yakalanır. Sultan bu durumdan dolayı çok pişman olur ve bir an önce af dilemek için kız kardeşini ziyarete gider. Gevher Nesibe’nin vasiyeti de tam bu sırada olur; abisine kendisi adına bir şifahane yaptırarak, insanları ücretsiz bir şekilde tedavi etmesini ister. Bu şifahane yapıldığında Gevher Nesibe’nin mezarı da buraya alınır.
Bu şifahane; aynı zamanda Anadolu’nun ilk uygulamalı tıp medresesidir. Tıp medresesi, darüşşifa ve akıl hastanesi olmak üzere üç bölümden oluşan bu yapı bugün Selçuklu Uygarlığı Müzesi haline getirilmiş. Müzeyi gezerken o dönemde hastalara uygulanan su ve ses terapisinin ışık ve ses efektleriyle yeniden canlandırılmasına da şahit oluyorsunuz.
Avgunlu Medresesi ve Türbesi (Kıvılcım Cafe)

Gevher Nesibe Medresesi’ni ziyaret ettikten sonra hemen yanında kalan ve uzun süre atıl durumda kaldıktan sonra Kıvılcım adlı bir kitap kafe olarak hizmet vermeye başlayan tarihi yapıda da bir kahve molası verebilirsiniz. 13. Yüzyıldan kalma bir Selçuklu yapısı olan ve yer olarak sizi tarihi bir atmosferde hissettirecek bu güzel yer, kahve molası ya da biraz dinlenmek için rotanıza dâhil olabilir.
Kayseri Kalesi

Kayseri gezinizin kent merkezinde bulunan duraklarından birisi Kayseri Kalesi olabilir. Roma Dönemi’ne ait olan ve 3. Yüzyılda inşa edilen Kayseri Kalesi, altıncı yüzyıla gelindiğinde daraltılmış. Bugünkü şeklini Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat zamanında alan Kayseri Kalesi; Karamanoğulları ve Osmanoğulları dönemlerinde ise iki kez onarımdan geçmiş. Çeşitli eklemeler ve onarımlar yapılsa da; 3. Yüzyıldan günümüze ulaşmayı başarmış bir ortaçağ kalesi olan Kayseri Kalesi; dış ve iç olmak üzere iki bölümden oluşur.
Dış kale en klasik manada kaleyi dışarıdan gelecek olan saldırılara karşı korumak amacıyla inşa edilmiş. İç Kale ise; özellikle Türkler Dönemi’nde değişimlere uğramış, çevre surları ve burçları ile kapı kuleleri yükseltilmiş, kullanım şeklinde de değişiklikler yapılmış. Osmanlı zamanında Kayseri şehrinin herhangi bir savunmaya ihtiyacı olmaması yüzünden yapılan değişimler ile iç kaleye de mahalleler kurulmuş, Fatih Cami Şerifi de bu dönemde yapılmış.
Kayseri Saat Kulesi

Kayseri şehir merkezinde yer alan saat Kulesi II. Abdülhamit zamanında 1906 senesinde inşa edilmiş. Mustafa Kemal Atatürk’ün de Kayseri’yi ziyaret ettiğinde halka seslenmek için kullandığı bu bina, Milli Mücadele döneminde de Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Kayseri şubesi olarak kullanılmış.
Kare olarak inşa edilen kulenin yüksekliği 10 metre ve kule üç kattan meydana gelmekte. İnşasında kesme taşlar kullanılmış ve üzeri piramidal çinko külah ile örtülmüş.
Hunat Hatun Külliyesi

Saat Kulesi’ni gezdikten sonra 300 metre kadar ileride bulunan Hunat Hatun Külliyesi’ni de rotanıza ekleyebilirsiniz. Selçuklu mimarisinin en güzel örnekleri arasında gösterilen bu külliye, 1238’de 1. Alaeddin Keykubad’ın eşi Mahperi Hunat tarafından yaptırılmış ve içerisinde cami, medrese, hamam, kümbet ve çeşmeden oluşan birimleri var. Kayseri merkezdeki kültür rotanızda olması gereken yerlerden.
Mimar Sinan’ın Eseri Kurşunlu Cami

Kayseri merkezindeki gezinize bence buradaki en önemli camilerden birisi ile devam edebilirsiniz. Kurşunlu Cami; memleketi Kayseri olan Mimar Sinan’ın kendi memleketi için yaptığı iki camiden birisi ve bence en güzeli.
Bu caminin hikâyesi kısaca şöyle; zamanının Konya Valisi Ahmed Paşa; 16. yüzyıl’da bu caminin yaptırılmasını istiyor. Tek minareli ve revaklı yapının asıl ismi Hacı Ahmed Paşa Camii. Ancak camii kurşun kaplama kubbesinden dolayı Kurşunlu Cami olarak anılmakta. Ayrıca bu caminin yapılışı esnasında Mimar Sinan 97 yaşındaymış. O sırada halen Osmanlı’nın baş mimarlık görevini yürütüyormuş.
Milli Mücadele Müzesi ( Eski Kayseri Lisesi)
Kayseri gezinize merkezden devam etmek isterseniz uğramanız gereken yerlerden birisi de Kayseri Lisesi yani güncel hali ile Milli Mücadele Müzesi. Burası şu ana kadar gördüğünüz en güzel lise binalarından birisi olabilir. Neo-klasik bir tarzda inşa edilen ve zarif taş işçilikleri ile dikkat çeken bu lisede kimler kimler eğitim görmemiş ki… Şair Faruk Nafiz edebiyat öğretmenliği yapmış; Turgut Özal, Şair Behçet Kemal Çağlar ve Abdullah Gül ise bu tarihi Kayseri Lisesi’nde eğitim görmüş.
Hadi gelin bu tarihi lisenin yapılışından bahsedelim biraz. 1893 yılında açılan bu tarihi lise, Kurtuluş Savaşı zamanında tüm son sınıf öğrencilerini cepheye gönderdiği için hiç mezun vermemiş. 1922 yılında ise ünlü şair Faruk Nafiz Çamlıbel, bu liseye edebiyat öğretmeni olarak atanmış. Göreve başladıktan sonra savaşta şehit düşen öğrencilerin anısına “Kayseri Lisesi Marşı”’nı yazmış. Faruk Nafiz, aynı zamanda ileride adından söz ettirecek bir şair olacak olan Behçet Kemal Çağlar’ın da öğretmenliğini yapmış.
Yıllar içinde arasında ünlü isimlerin de olduğu birçok öğrenciyi mezun eden bu tarihi lise; 2016 yılında Milli Mücadele Müzesi olarak düzenlenmiş. Bu müzede Milli Mücadele dönemi zamanında Kayseri şehrinin hali, lise son sınıf öğrencilerinin cepheye gitmesi, Milli Mücadele döneminde yaşanan diğer olaylar çok güzel işlenmiş. Bu sebeple Kayseri’ye yolunuz düştüğünde görmeniz gereken yerler arasında.
Kayseri Mahallesi

Kayseri merkez ve civarındaki tarihi ve kültürel mirası keşfetmeye devam ediyoruz. Şimdiki durağımız ise Setenönü yani Kayseri Mahallesi. Peki, nedir bu mahalleyi gezmeye değer kılacak şey derseniz; bu mahallede taş işçiliğinin en güzel örneklerini, tarihi Kayseri evlerini kısacası Kayseri’ye ait ne varsa hepsini görebilirsiniz.
Burasının şöyle bir hikayesi var aslında; zamanında burası yıkık dökük harabe halindeyken belediyenin restorasyon çalışmalarıyla yeniden hayata döndü diyebiliriz.
Halen daha tüm proje tamamlanmış olmasa da bu kadarı bile mahalleyi yeniden canlandırmaya yetti diyebiliriz. Mesela Tarihi Avlu Restaurant burada güzel bir mola vermek için en iyi seçimlerden birisi. Eğer Kayseri’ye yolunuz soğuk havalarda ve kışın düşerse Avlu Restaurant’ın karşısındaki salepçiden salep içebilirsiniz.
Kayseri Kapalı Çarşı ve Hanlar

Kayseri merkezinde gezilecek en önemli yerlerden birisi de Kayseri Kapalıçarşı’sıdır. Osmanlı Dönemi Kapalıçarşıları arasında İstanbul’dan sonra en büyük kapalıçarşı olarak sayılan Kayseri Kapalıçarşı’sının; çıkan yangınlarla birlikte neredeyse ahşap olan tüm bölümleri yok olmuş. Ancak daha sonra tamamen taş bir şekilde ve orijinal haline sadık kalınarak yeniden yapılmış.
Kayseri’de geçmişten itibaren devam eden bir ticari hayat var ve bu hayat günümüzde de varlığını sürdürmekte. Kayserinin yerlisi olanlar halen kuyumculuk, giyim, gıda gibi alışverişlerini buradan yapmakta.
Döner Kümbet

Kayseri’de özellikle Selçuklu Dönemi’ne ait birçok eser görmek mümkün. İşte bunlardan birisi de kümbet şeklinde anıt mezar yapma geleneğinden doğan kümbet mezarlar. Selçuklular’dan başlayan ve Beylikler Dönemi’nde de örnekleri çokça gördüğümüz kümbet mezarlardan en önemlisi Kayseri merkezde görebileceğiniz bu Döner Kümbet’tir. Üzerindeki tuğla süslemeleri ile ön plana çıkan ve 1276 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın kızı Şah Cihan Hatun için yaptırdığı bu kümbet mezarın ismi zamanında kümbetin döndüğü efsanesinin yayılması ile birlikte Döner Kümbet olarak kalmış.
Mevlana’nın Hocası Seyid Burhanettin’in Türbesi /Kayseri Merkez

Kayseri merkez geziniz esnasında uğrayabileceğiniz yerlerden birisi de Seyid Burhanettin Türbesi. Mevlana Celâlettin Rumi’nin dokuz sene boyunca hocası olan Seyid Burhanettin; 1235 ile 1244 yılları arasında Kayseri’de yaşamış.. Vefat ettikten sonra da buradaki Selçuklu mezarlığına gömülmüş. Seyid Burhanettin’in Mevlana ile olan hikayesi ise kısaca şu şekilde; Seyid Burhanettin zamanında gördüğü bir rüya üzerine Konya’ya gitmiş ve Mevlana’yı bulmuş. Seyid Burhanettin Mevlana’ya dersler de vererek hocalığını yapmış. Bir yıl sonra Kayseri’ye geri dönse de Mevlana hocasına gelmeye devam etmiş.
Mimar Sinan’ın Evi / Ağırnas

Kayseri gezilecek yerler planına merkezdeki noktalar bittikten sonra çevresindeki önemli duraklar ile devam edebilirsiniz. Bunlardan şüphesiz ki en önemlisi; Osmanlı’nın baş mimari olan ve eserleri günümüzde de büyük bir hayranlık uyandıran ve bazılarının gizemlerinin halen çözülemediği Mimar Sinan’ın evidir.
Bence sadece mimar kimliği ile değil; her yönden bu coğrafyadan çıkan en önemli dehalardan birisi olan Mimar Sinan; 21 yaşına kadar Kayseri Ağırnas’taki bu evde yaşamış. Burada doğan ve burada devşirilen Mimar Sinan; 1511’de Osmanlı tarafından devşirilip İstanbul’a getirilmiş.
Ağırnas, zamanında Ermeni ve Rum nüfusunun yoğun bir şekilde yaşadığı bir yer olduğu için taş işçiliğinin en güzel örneklerine de ev sahipliği yapar. Tıpkı Kapadokya gibi volkanik bir arazi üzerine kurulu olduğu için hem taş işçiliği hem de taşa şekil verme konusu oldukça önemlidir ve bu konularda yüzyılların tecrübesi vardır.
Ağırnas’ta doğan ve burada büyüyen Mimar Sinan da kasabanın bu mimari güzelliğinden ve taş işçiliğinin yoğun bir şekilde yer almasından elbet etkilenmiş. İleride meslek hayatında ustalıkla kullanacağı taş yapılara ve binalara dair ilk izlenimlerini doğup büyüdüğü bu köyde edinmiş. Hatta Mimar Sinan’ın bir sözünde bunun ne kadar doğru bir tespit olduğunu da görmekteyiz. Mimar Sinan, doğup büyüdüğü yer Ağırnas için “Ağırnas olmasaydı ben de olmayacaktım, köyüm beni yetiştirdi” diyerek bunu kanıtlamış.
Ağırnas kasabasında Mimar Sinan’ın evini ilk olarak 1950’lerde, Prof.Dr. Afet İnan tespit etmiş. Bugünkü ziyaret edilen iki katlı versiyonu ise Mimar Sinan’ın doğduğu zamanki hali üzerine eklemelerle değişmiş şeklidir. Ancak evin en alt katı nerdeyse hiçbir değişime uğramamış. Mimar Sinan’ın bu evini ziyaret ettiğinizde alt katta taş odaları ve yeraltı şehirlerini andıran kısımları bugün bile net bir şekilde göreceksiniz. Hatta evin bu bölümünün, yeraltı dehlizleri ile yeraltı şehirlerine bağlandığı da burası hakkında söylenen en yaygın rivayetlerden birisi.
Dahi denilebilecek kadar yüksek bir mimari zekaya sahip olan Mimar Sinan, orduya destek için su yolları, kemerler ve köprüler gibi yapılar ile mimarlık kariyerine başlamış ama yüksek başarılarından ötürü kariyeri devlet mimarisi ve sivil mimariye doğru evrilmiş. Böylece Osmanlı topraklarında çoğu günümüze kadar ulaşan medreseler, camiler, mescitler, hamamlar, türbeler, çeşmelere ve saraylar da dâhil olmak üzere 365 eser bırakmış.
Mimar Sinan doğup büyüdüğü yer olan Ağırnas’a sadece iki çeşme yaptırabilmiş. Kayseri merkezde ise ünlü mimarın inşa ettiği iki büyük camisi var. Ayrıca Ağırnas’a gittiğinizde Mimar Sinan’ın evini ziyaret etmek istiyorsanız evin sorumlusu olan kişinin bilgilerini edinip, telefonda kendisi ile iletişime geçerseniz size rehberlik de yapabiliyor, bu da ek bir bilgi olarak aklınızda kalsın.
Agios Prokopios Kilisesi

Zamanında birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bu topraklarda farklı inanışlara ait yapıları bugün halen görebilmek mümkündür. İşte bunlardan birisi de 1857 tarihinde yapılan ve bir Ortodoks Kilisesi olan Agios Prokopios Kilisesi. Kilise mübadele sonrası kapatılınca depo olarak kullanılmaya başlanmış olsa da daha sonra restorasyon çalışmaları tamamlanıp; ziyarete açılmış. Aktif olarak ibadete açık olmasa da içine girip gezilebilecek ve incelenecek güzel detayları halen mevcut.
Bezirhaneler

Kayseri şehrinin çevresinde çokça görülen bir yapı bezirhaneler. Bezirhaneler; içerisinde “zeyrek” denen yabani keten tohumunun yağını çıkarmak için kullanılan devasa değirmen taşlarının olduğu ve konum olarak yer altında kalan üretim haneler. Osmanlı Dönemi’nde sanayi bitkisi olarak çokça ekimi yapılan zeyrek bitkisi; özellikle sabun ve boya sanayisinde kullanılmış.
Ağırnas’a geldiğinizde de bu bezirhaneyi görmeden gitmeyin deriz.
Ağırnas Yeraltı Şehri

Ağırnas’a yolunuz düştüyse görmeniz gereken yerlerden birisi de burada bulunan yer altı şehirlerinden birisi. Ağırnas Yer Altı Şehri; 3000 yıl öncesinde insanların yaşam alanlarından birisi olmuş. Derinliklerine inilmesi pek mümkün olmasa da özellikle Hristyanlığın yasaklandığı dönemlerde bu yeraltı şehirlerinde gizlice ibadet eden insanların ibadethanelerini görmek, onların uyudukları bölümleri keşfetmek ve güvercinlikleri, tünelleri ve mezarlarını görmek oldukça etkileyici. Siz de bu yer altı şehrini rotanıza eklemelisiniz.
Erciyes Kayak Merkezi / Melikgazi

Şimdiki önerimiz Kayseri çevresinde en önemli kış turizmi rotalarından birisi olan ve yerli yabancı birçok turisti de ağırlayan Erciyes Kayak Merkezi. Eğer iki günlük plana ek bir gün daha ekleme gibi şansınız varsa; geleceğiniz rotalardan birisi mutlaka burası olmalı. Günübirlik bir gezi için de uygun olsa da; vakti olanlara en az bir gece konaklamalı şekilde plan yapmalarını tavsiye ediyoruz.
Erciyes Dağı; İç Anadolu Bölgesi’nin en yüksek dağlarından birisi. Bu dağ ile şehir merkezinden de bol bol göz göze geliyorsunuz zaten, manzarası neredeyse Kayseri’nin her yerinden gözüküyor. Burası hiç şüphesiz ki aynı zamanda Kayseri’nin en büyük turizm gücü. Üstelik şehir merkezine 25 kilometre uzakta yer alması da büyük bir artı.
Aralık – Nisan ayları arasında kar kalınlığı 100 santime kadar varıyor ve bu seviye kayak ile ilgilenenler için harika bir seviye. Kayak merkezinde aynı zamanda kayak / snowboard ekipmanları ve kıyafetler de kiralanabiliyor, ayrıca isterseniz özel hocalardan ders de alabiliyorsunuz. Erciyes Kayak Merkezi’nde toplam 31 tane farklı uzunlukta ve zorluk seviyesinde pist olduğu için başlangıç seviyesinde olan birisine de; profesyonel olan birisine de bu pist oldukça yeterli. Ayrıca Kayak Merkezi’nde 2’si gondol olmak üzere lift ağı oldukça gelişmiş ve bu da büyük bir artı sağlıyor.
Buraya geldiğinizde eğer konaklama yapmayı düşünüyorsanız Erciyes Kayak Merkezi’nin etrafında konaklama için birçok alternatif de mevcut. Eğer isterseniz burada kalabilir isterseniz ise Kayseri merkezde kalıp buraya transfer araçlarıyla veya kiralayacağınız araç ile de gelebilirsiniz. Ayrıca burada hizmet veren çoğu otel; havaalanından kayak merkezine transferi de kapsayan paketler sunarak ulaşım konusunu hızlı ve konforlu bir şekilde çözebiliyor.
Sultan Sazlığı Milli Parkı, Develi

Kayseri merkez ve çevresinde gezilecek yerleri gezdikten sonra ekstra zamanı olanlar için alternatif rotalar önermeye devam ediyoruz. Bunlardan birisi de Kayseri merkeze uzaklığı yaklaşık olarak 70 kilometre olan Sultan Sazlığı. Burası; Manyas Kuş Cenneti gibi Türkiye’nin sayılı kuş cennetlerinden birisi olması açısından önemli.
Doğası ve kuş sürülerinin göç güzergahında olması açısından Sultan Sazlığı aynı zamanda kuş gözlemcilerinin uğrak yerlerinden birisi. İçerisinde flamingoların da olduğu yaklaşık 301 kuş türüne ev sahipliği yapan Sultan Sazlığı; bu çevrede görebileceğiniz en güzel doğal alanlardan birisi, vaktiniz varsa rotanıza eklemelisiniz.
Buraya gelirseniz eğer yakınlarındaki Ovaçiftlik Köyü’nde veya Sindelhöyük Kasabası’nda yer alan ziyaretçi bilgilendirme merkezlerine uğrayıp; alan hakkında bilgi alabilirsiniz.
Fotoğraf severler ve farklı kareler yakalamak isteyenler için de ekstra bir bilgi; Sultan Sazlığı’nın hemen yakınındaki Yeni Hayat Köyü, harmanlanan kamış balyaları ile sizin için harika bir doğal stüdyo olabilir.
Kapuzbaşı Şelaleleri/Yahyalı

Burası Kayseri merkeze 140 km uzaklıkta olan ve Aladağlar Milli Parkı içerisinde kalan doğa bir yer. Ancak mesafesi biraz uzak olduğu için; Kayseri ve çevresine bahar ya da yaz aylarında geldiyseniz rotanıza eklemek daha mantıklı olabilir. Burası özellikle bahar ve yaz aylarında hem serinliği hem de doğal güzelliği ile trekking/ bisiklet gibi bir aktiviteler için oldukça uygun.
Soğanlı Köyü, Yeşilhisar
Soğanlı Köyü tam sınırda kalan bir yer aslında. Kapadokya ile Kayseri arasında kalan hatta Kapadokya Bölgesi’ne çok benzediği için çoğu kişinin Nevşehir’e bile dâhil ettiği küçük bir köy. Peki, nedir bu köyü görmeye değer yapan şey derseniz; öncelikle karakteristik yer şekilleri ve vadisi ile güzel bir manzara size sunacağını söyleyebiliriz. Zaten doğal oluşum bakımında da Kapadokya’ya çok benzediğini söylemiştik. Aynı zamanda harabeleri ve kaya kiliseleri ile de keşfedilmesi gereken yerlerden birisi bizce. Soğanlı Köyü’nün doğal güzelliklerinin yanı sıra kültürel bir mirası da var; folklorik elbiseli, el yapımı bez bebekleri. Bu bebekler çok ünlü olduğu için sadece bu bebeklerden üreterek geçimini sağlayan onlarca aile var bu köyde yaşayan.
Kapadokya/Nevşehir

Burası Güzel Atlar Diyarı, masal gibi bir yer. Atmosferi ile sizi içerisine alıyor, bambaşka âlemlere götürüyor. İster Kayseri planı ile bir arada isterseniz sadece burayı ziyaret etmek için bile gelebilirsiniz. Kayseri’den yaklaşık olarak 2 saatlik bir mesafede bulunan Avanos Bölgesi; aslında Kayseri rotasına günübirlik bile eklenebilecek bir yer. Sabah yola çıkıp Kapadokya’ya geçebilir, gezilecek önemli yerleri gezip Kızılçukur Vadisi’nde güneşi batırıp akşam yemeğinizi yiyip tekrar Kayseri’ye dönebilirsiniz. Ama buranın tadını doyasıya çıkarmak, gezilecek yerleri rahatlıkla gezmek, şu ana kadar gördüğünüz en güzel manzaralardan birisi olduğunu iddia edebileceğimiz güneşin doğuşunu izlemek istiyorsanız burada mutlaka konaklama yapmanızı tavsiye ederiz.
Kapadokya başlı başlına ayrı bir başlık olduğu için detaylı bir şekilde gezilecek yerler ve yapılacak aktiviteleri anlattığım yazı ayrı bir sayfada. Eğer Kapadokya’ya gitme planınız var ise mutlaka ön araştırma yapıp yapmak istediklerinizi aklınızda belirlemeniz güzel bir gezi planı ortaya çıkması açısından önemli bir adımdır. Kapadokya yazımda da bu konuda elimden geldiğince size yardımcı olmaya çalıştım.
Kayseri’de ne yenilir?
Peki, Kayseri’ye geldiniz, gezdiniz gördünüz, doğal güzelliklerine ve yer altı şehirlerine hayran kaldınız. Peki, ne yiyeceksiniz? Özellikle sucuk ve pastırma denildiğinde ilk akla gelen şehirlerden birisi olan Kayseri elbet ki sadece bunlar ile ünlü değil. Mantısı, yağlama, Develi cıvıklısı gibi yemeden dönmemeniz gereken yöresel yemekler de bu şehrimizin gizli hazinelerinden. Öyleyse hadi gelin sizin için hazırladığımız Kayseri’de ne yenilir listesine birlikte göz atalım.
Kayseri Mantısı

Mantı vardır bir de Kayseri mantısı vardır. Bilindiği gibi Kayseri mantısı ile meşhur olmuş şehirlerimizden birisi. Bir kaşığa 40 tane mantı sığması ile ünlenen Kayseri mantısı; buraya geldiğinizde ilk denemeniz gereken lezzetler listesinde ilk sıralarda yer alıyor. Bir kaşığa 40 tane sığar mı onu deneyip görmekte fayda olsa da; lezzet konusunda kendisine hayran bırakacağı kesin. Buradaki mantının sunum ile ilgili farkları da var; mesela sarımsaklı yoğurt yanında geliyor ve mantının üzerine tereyağında yakılmış kırmızıbiber dökülmüyor. Bu sebeple mantıyı bol soslu sevenler için bu biraz farklı gelebilir, gitmeden küçük bir bilgi olsun.
Peki, Kayseri mantısı en iyi nerede yenilir diye soracak olursanız; genel olarak Kayseri’ye ait yöresel bütün lezzetleri Elmacıoğlu isimli restaurantta yiyebilirsiniz. Kayseri Mantısı için de en çok tercih edilen yerlerden birisi burası. Burası haricinde Kaşık-La da mantı denildiğinde ilk akla gelen yerlerden birisidir. Bu marka size isim olarak tanıdık gelmiş olabilir çünkü ülke çapında bir zincir haline gelmiş. Bunlar haricinde Sultan Sofrası isimli restaurant da en çok önerilen yerler arasında.
Develi Cıvıklısı

Kayseri denildiğinde akla ilk gelen lezzetlerden birisi olmadığını kabul ediyoruz ancak yöresel lezzetler arasında en meşhuru olduğunu biliyor musunuz? Ayrıca tadı da ismine aldanmadan deneyebileceğiniz en güzel lezzetler arasında yer alıyor, bize göre. Bu yemek ismini Kayseri’nin Develi ilçesinden alıyor ve görünüş olarak Konya’nın etli ekmeğine benziyor. Genel olarak, çıtır çıtır kuşbaşı etli pide diyebileceğimiz bu lezzet bizce Kayseri yöresel mutfağındaki en güzel lezzetlerden birisi.
Peki, Develi cıvıklısını en iyi nerede yiyebiliriz derseniz; sizin için en çok önerilen yerleri listeledik. Bunlardan en çok önerilen ve en popüler yer Bereket Develi Cıvıklısı. Pidesi incecik olması ve çıtır çıtırlığı ile eminim sizden de geçer not alacaktır. Develi cıvıklısını yiyebileceğiniz bir diğer tavsiye edilen adres ise Lezzet Develi Cıvıklısı isimli restaurant. Burası Bereket kadar isim yapmamış olsa da lezzet olarak eksik kalan bir yanı yoktur.
Yağlama

Kayseri denildiğinde akla gelen bir diğer yöresel lezzet yağlamadır. Kabaca lahmacunun kat kat kesilip üst üste dizilmiş hali diyebiliriz, sadece daha ıslak ve yumuşak hali. Yağlama yiyecekseniz eğer kendine özgü bir yeme şekli olduğunu söylemeliyiz. Önce yoğurdu dilimin ortasına sürüp daha sonra yağlamanın o katını lahmacun gibi sarıp ısırmanız yeterli.
Yağlama yemek için en çok tavsiye edilen yerler arasında yine Elmacıoğlu ilk sıralarda. Dediğimiz gibi burada Kayseri mutfağına özgü tüm lezzetleri bulabilirsiniz. Ayrıca mantı konusunda olduğu gibi yağlama konusunda da Kaşık-La isimli restaurant bir diğer tavsiye edilen yerlerden.
Etli Yaprak Sarma
Kayseri yemekleri denildiğinde adı ilk aklınıza gelenlerden biri olmasa bile eminiz ki tadına baktıktan sonra sadece bunun için bile Kayseri’ye gidebilirsiniz. Etli yaprak sarma belki birçok yörede yiyebileceğiniz ancak burada da kendine özgü yöntemler ile yapılan lezzetlerden birisi. Her biri incecik ve uzun, düzgün sarılmış yaprak sarmaların üzerine sos ve yoğurt ile birlikte servis yapılıyor.
Etli yaprak sarmayı en iyi yiyebileceğiniz yerler arasında Elmacıoğlu yine ilk sıralarda.
Pöç

Adını şimdiye kadar hiç duymamış olabilirsiniz ancak Pöç Kayseri mutfağının en önemli lezzetlerinden birisi. Irak ve Suriye mutfağında da yer alan bu lezzet; öküzün kuyruk sokumu kemiğinin çevresindeki etin 14 ile 18 saat arasında tandırda pişirilmesi ile yapılıyor ve lezzeti de bu tandırda ağır pişirme ile birlikte geliyor. Yanında iç pilav ile birlikte servis yapılıyor ve baharatlı, yoğun et tadı alabileceğiniz tam bir Ortadoğu mutfağı lezzeti aslında. Eğer et ile aranız pek yoksa bu lezzeti size öneremeyiz ancak eti seviyorsanız mutlaka denenecekler listenizde olsun.
Pöç yemeği nerede yenir diye soracak olursanız bunun için meşhur iki yer var. Birisi Altınsaray Pöç – Tandır isimli lokanta. Lokanta diyoruz çünkü mekan oldukça samimi ve küçük bir işletme. Ancak porsiyon büyüklüğü, lezzeti ve hizmeti ile tam puan alan yerlerden birisi. Özellikle yerel halkının da çok fazla tercih ettiği bir adres olduğuu söylemekte fayda var. Burası hakkında size küçük bir bilgi de verelim; eğer buraya gidecekseniz gitmeden önce mutlaka aramalısınız çünkü saat 4 gibi yeme bitebiliyor.
Burası haricinde diğer bir önerilen yer ise Bağdat Pöç – Tandır isimli restaurant. Burası tam şehrin merkezinde ve lezzet olarak da servis olarak da gayet iyi bir işletme. Buraya da gitmeden önce arayıp teyit etmekte fayda var, çünkü et bazen erken bitebiliyor.
Kayseri Sucuğu
Gelelim Kayseri denildiğinde akıllarda beliren en önemli lezzetlerden birisine. Sucuk demek ülkemizde neredeyse Kayseri ile bir arada kullanılan bir lezzet demek. Temel mantık olarak etin kıyma haline gelmesi ve ardından baharatlarla harmanlanması ile yapılan sucuk; coğrafi koşullar açısında da etin saklanması için bulunmuş en akıllıca yöntemlerden birisi aynı zamanda. İç Anadolu karasal bir iklime sahip olduğu için gece ve gündüz arasında sıcaklık farkları oldukça fazla. Bu yüzden eti korumak ve saklamak için sucuk yapmak güzel bir yöntem.
Peki Kayseri sucuğunu marketten aldığınız normal bir sucuktan ayıran özellikler neler derseniz; öncelikle üretim aşamaları daha sonra da kurutma ve renk verme aşamalarından bahsetmek gerekli. Bu aşamalardaki tüm teknik detaylar ortaya Kayseri sucuğunun çıkmasına sebep oluyor. Kayseri sucuğunun pazardaki en büyük rakibi ise Afyon sucuğu. İkisi arasındaki en büyük fark ise Kayseri sucuğunun daha baharatlı ve daha küçük oluşu. Dolayısıyla eğer baharatlı tatları seven bir damak tadınız varsa Kayseri sucuğu tam size göre.
Kayseri’de bu işin piri olmuş, iki büyük sucuk üreticisi vardır. İsimlerini muhakkak duyduğunuz bu iki sucuk üreticisi; ülkemizin neredeyse her bir bölgesine sucuk gönderimi yapmakta. Bunlardan ilki Şahin Sucukları. Diğeri ise Şahin Sucukları kadar tanınmasa da özellikle yerel halkın daha çok tercih ettiği Başyazıcı. Kayseri’de neredeyse her şarküteri ya da irilü ufaklı işletmede bu iki markayı görüyorsunuz. Eğer ürünlerinden almak isterseniz size kargo yolu ile mi istediğinizi yoksa yanınızda mı götüreceğinizi soruyorlar. İstediğiniz her yere kargo yapabildikleri gibi; yanınıza almak isterseniz de vakumlama yapıp o şekilde veriyorlar.
Pastırma
Gelelim sucuk kadar popüler olan bir diğer Kayseri lezzetine: pastırma. Kayseri için pastırmanın anavatanı desek yanlış olmaz herhalde. Bu sebeple pastırmacıları gezerken daha önce hiç bilmediğiniz bilgileri öğrenmeniz an meselesi. Mesela en pahalı pastırmaların hayvanın sırt kısmından çok az miktarda çıkan bonfile etten yapıldığını ve buna kuşgömü denildiğini biliyor muydunuz? Genelde yağsız ve yumuşak bir dokusu olduğu için kuşgömü pastırma tercih edilse de; en lezzetlisinin bu olduğu konusunda özellikle yerel halk tarafından itirazlar var. Kayserililer pastırmanın daha lezzetli olan çeşidinin daha yağlı ve daha sert olan kontrafile pastırma olduğunu söylüyorlar.
Bir de tütünlük diye bir çeşidi var; bu da antrikottan yapılan orta yağlı ve sinirsiz bir pastırma çeşididir.
Kayseri’de sizi şaşırtacak şeylerden birisi şüphesiz ki pastırmanın ana vatanı olmasına rağmen pastırmalı tatları burada bulamayacak oluşunuzdur. Mesela pastırmalı yumurta ya da paçanga böreği burada yok maalesef. Ancak denemek isterseniz kağıtta pastırma diye lezzetli bir yemek var. Kabaca; pastırmanın yeşil ve kırmızı biber ile domatesle fırın kağıdı üzerine yayılıp fırına verilmesiyle yapılan lezzetli bir yemek.
Pastırma alışverişi yapmak istiyorsanız karşınıza yine sucukta çıkan markalar çıkacak. Şahin ve Başyazıcı sucuk üretiminde olduğu gibi pastırma üretiminde de en ünlü işletmelerdir.
Kelle ve Kelle Paça
Eğer sakatat seviyorsanız Kayseri’ye geldiğinizde denemenizi önerebileceğimiz lezzetlerden birisi de kuzu kelle ve kelle paça olacak.
Nevzine Tatlısı
Hem yemeklerden bahsettik ancak Kayseri mutfağının elbet ki meşhur bir tatlısı da var. İsmi Nevzine olan ve kabaca irmik ve pekmezin buluşmasından ortaya çıkan pratik ve enerji bombası yöresel bir tatlı; Kayseri yemek turunuzda size eşlik edebilir. İçine ceviz ya da Antep fıstığı da konulabiliyor ve isteğe göre üzerine tahin dökülerek servis ediliyor.
Su Böreği
Kayseri hamur işi konusunda gerçekten bir derya deniz. İşte onlardan birisi de buraya geldiğinizde özellikle kahvaltıda yenilen su böreği. İsterseniz kıymalı isterseniz peynirli olarak tercih edebilirsiniz. Bildiğimiz su böreğine oranla daha yağlı ve daha çıtır çıtır bir lezzet olduğunu söylememiz gerekiyor.
Tahinli Pide ve Katmer
Kayseri’de yiyebileceğiniz en güzel lezzetlerden birisi de tahinli pide ve katmer. Develi cıvıklısı kadar ünlü olan ve pide üstüne tahin karışımı sürülen ve bir nevi tatlı pide olan bu yöresel lezzet; denemeden gidilmemesi gerekenlerden.
Kavurma
Kayseri mutfağının etli yemekler konusunda iddialı olduğu bir gerçek. Eğer et yemeyi seviyorsanız ekmek arası kavurma veya sac kebabı; Kayseri’de yenilmesi gereken lezzetler listenizde mutlaka olsun.
Gilaburu Suyu
Yöresel tatlar arasında deneyebileceğiniz en farklı tatlardan birisi Gilaburu Suyu. Kayseri ve çevresine özel endemik bir bitkinin kırmızı meyvelerinden yapılan bu içecek; tat olarak kızılcık suyunu andırır. Alışık olmayanlar için farklı gelebilir ancak yöresel şeyleri denemeyi sevenler mutlaka şans vermelidir.