Yola çıkmadan önce “Şanlıurfa nasıl bir yer ki herkes bayılıyor?” diye düşündüysen, seni çok iyi anlıyorum. Ama şehre adım attığın an, sıcağıyla, kokusuyla, sesleriyle sana “hoş geldin, burası farklı bir dünya” diyor. Ve gerçekten öyle!Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa, sadece tarihiyle değil, efsaneleriyle, mutfağıyla, insanıyla da seni içine çekiyor. Hazırsan, gel birlikte ciğerin sabah kahvaltısı sayıldığı, balıkların kutsal sayıldığı, tarihin taşlara kazındığı bu büyülü şehri keşfedelim! 🌞

🗓️ 1. Gün: Urfa’nın Kalbi – Efsaneler, Tarih ve Lezzet
- Balıklıgöl – Kutsal balıklara dokunmak yok, sadece bakmak serbest! 🐟
- Halil-ür Rahman Camii & Rizvaniye Camii – Hem huzur bul, hem fotoğraf yakala 📸
- Aynzeliha Gölü – Aşkı uğruna ateşe atlayan Zeliha’nın hüzünlü hikâyesi 💧
- Şanlıurfa Kalesi – Şehri tepeden görmek serbest, yorulmak garantili! 🏞️
- Öğle- Gümrük Han’da menengiç kahvesi – İlk yudumu kime verdin diye sorarlarsa şaşırma!
- Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi – Tarihin ta kendisi. Urfa Adamı’yla göz göze gelmeye hazır ol! 🗿
- Haleplibahçe Mozaik Müzesi – Amazon kadınları bile burada, daha ne olsun? 🏛️
- Roma Dönemi Kaya Mezarları – Antik “VIP mezarlar”, şaşırtıcı detaylar seni bekliyor! 🪦
- Dedecan veya Ciğerci Aziz Usta – Sabah yemeği gibi akşam ciğeri, Urfa’da normal! 🍢
- Sıra Gecesi – Türkü, çiğ köfte ve muhabbet üçlüsü. Kaçırırsan eksik kalırsın! 🎶
🗓️ 2. Gün: Göbeklitepe ve Harran Masalı
- Göbeklitepe – 12.000 yıllık sırlarla dolu taşlar arasında “Ben neredeyim?” hissi yaşarsın! 🌀
- Ziyaretçi merkezi – Taşlar kadar bilgi de önemli; önce oku, sonra hayran kal!
- Soğmatar Antik Kenti (isteğe bağlı) – Pagan tapınaklarıyla dolu gizemli bir başka dünya 🌒
- Öğle –Lahmacun ve ayran molası – Urfa’nın hızlı servisi, çıtır keyfi! 🥙
- Harran Kümbet Evleri – Sanki masal diyarı; her ev bir çizgi film sahnesi gibi 🏡
- Harran Üniversitesi – Dünya tarihinin en eski öğrencileri burada ders çalıştı! (ya da kaçtı 😄)
- Hz. Eyyub (Eyüp Peygamber) Makamı – Sabır testi gibi bir yer; huzur dolu ve sade 🌿
- Şıllık tatlısı – Adı garip, tadı şahane! Özellikle fıstıklısını dene! 🍮
🗓️ 3. Gün: Alışveriş, Doğa ve Sular Altında Bir Dünya
- Hüseyniye Çarşıları & Bakırcılar Çarşısı – Çekiç sesleri eşliğinde geçmişe yürüyüş 🔨
- Geleneksel Urfa sokakları & taş evler – Her köşesi Instagram’lık! 📷
- Halfeti – Sular altındaki köy, sakin tekneler ve Rumkale… Zaman burada yavaş akar ⛴️
- Savaşan Köyü (yarısı suda!) – Fotoğraf çekmeden dönme, suyun içindeki cami efsane 🏚️
- Birecik Kelaynak Üretim Merkezi – Zarif ve utangaç kuşlarla göz göze gel, ruhun yumuşasın 🦅
- Gümrük Han’da veda mırrası – Serttir, kahve değil adeta karakter testi ☕️
- İsot, fıstık, sabun alışverişi – Dönüş çantası dolu, cüzdan boş olabilir ama değer! 🎁
Şanlıurfa Gezilecek Yerler

Balıklıgöl (Halil-ür Rahman Gölü)/ Şanlıurfa Merkez
Her adımda geçmişin izlerini hissedebileceğiniz Şanlıurfa’da, dini anlamda büyük öneme sahip pek çok kutsal mekân bulunuyor. Ama içlerinden biri var ki… hem Urfa’nın simgesi olmuş, hem de dillere destan hikâyesiyle herkesin hafızasında yer edinmiş: Balıklıgöl.
👑 Kral Nemrut bir gece rüya görür. Kahinler der ki: “Bu yıl doğacak bir çocuk seni tahtından edecek!” Nemrut panikler, “Doğacak tüm erkek çocuklar ölsün!” emrini verir. Ama ne olur? Hz. İbrahim gizlice bir mağarada doğar, hatta rivayete göre bir ceylan tarafından emzirilir. 🪵 Büyüyüp akıllandıkça Nemrut’un adaletsizliğine karşı çıkar. Halkı putlardan vazgeçirmeye çalışır. Bir gün baltayı alır, saraydaki tüm putları parçalar ve suç aleti olan baltayı en büyük putun omzuna asar. Akıl oyunu başlar:
— “Putları kim kırdı?”
— “E balta büyük putun elindeyse o yapmıştır herhalde?”
— “Taş put nasıl kırsın ki?”
— “İşte ben de onu anlatmaya çalışıyorum…”
🔥 Nemrut kudurur! Hz. İbrahim’i ateşe atmak için mancınık kurar. Amaaaa… Efsaneye göre ateş göle, odunlar balıklara dönüşür. O göl işte bugün bildiğimiz Balıklıgöl! Peki ya Zeliha? Nemrut’un kızı. Hem Hz. İbrahim’e âşık hem de onun yolunda. Gözyaşlarıyla yandığı yerin hemen yanına da bir göl oluşur: Aynzeliha Gölü. Bonus bilgi: Gölde beyaz balık görenin cennete gideceğine inanılır. Gördüysen, şimdiden bir dilek tut! 😉

Rizvaniye Cami /Merkez

Bu cami Balıklıgöl’ün hemen ucunda bulunmakta, tek minareli. Bizans Dönemi’nde bu caminin yerinde St. Thomas adında bir kilise bulunuyormuş. Osmanlı Dönemi’nde kilisenin yerine bu cami yaptırılmış. Caminin ahşap kapısı, çivi kullanılmadan geçme ve kakma tekniğiyle yapılmış.
Halil-Ür Rahman Cami (Döşeme Cami) / Merkez

Balıklıgöl’ün hemen yanında bulunan bir diğer camii de Halil-Ür Rahman Cami. Burası bir medrese, mezarlık ve Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında düştüğü yeri de içine alan bir külliye. Orijinalinde Bizans dönemi’nden kalma bir Meryem Ana kilisesi olan bu cami, 1211’de Eyyübiler tarafından yapılmış.
Şanlıurfa Kalesi / Merkez

Şanlıurfa’nın merkezini gezerken pas geçmemeniz gereken noktalardan birisi de Şanlıurfa Kalesi. Nedense bana angry birds’i hatırlattı 🙂 Bu kale; Hz. İbrahim’in ateşe atıldığı tepe olarak bilinen Dambak Tepesi’nin üzerinde bulunuyor. Kalenin M.Ö. 2000 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Kale; neredeyse her şehirde bulunan kaleler gibi olsa da; üstünde bulunan iki taş sütun onu diğerlerinden ayırıyor. Bu iki sütunun Hz. İbrahim’in mancınık tekniği ile ateşe atılmasında kullanılan sütunlar olduğu rivayet ediliyor.
Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi – Tarihin Başladığı Yer
Göbeklitepe’yi görmeden önce mutlaka uğraman gereken bir durak burası! 11.000 yıllık Urfa Adamı, dünyanın ilk tapınağına ait eserler, etkileyici canlandırmalar ve binlerce yıllık geçmiş bir arada. Detaylı anlatım ve ipuçları için diğer yazımda.
Haleplibahçe Mozaik Müzesi – Amazonlar Urfa’da Avda!

Haleplibahçe mozaik müzesi 6.000 m² sergi alanı ve 82 m çapıyla Türkiye’nin kolonsuz geçilen en büyük yapısı.Belediyenin park yapmak için başlattığı sıradan bir kazı çalışmasında, yerin altından 1600 yıllık muhteşem mozaikler çıkmış. Ve ortaya sadece Urfa’nın değil, dünyanın en özel mozai koleksiyonlarından biri çıkmış.
🏹 Amazon Kraliçeleri! Tam 3×9 metrelik dev bir taban mozaiği düşün. İçinde mitolojiden tanıdığımız dört güçlü kadın var: Hippolite, Thermodosa, Melanippe ve Penthesileia. Hepsi aslan ve leopar avlarken tasvir edilmiş.Mitolojide sıkça geçen ama “gerçekte nasıllardı acaba?” diye merak edilen bu Amazonlar, burada detaylı çizimleriyle adeta karşında duruyor. Bir diğer sürpriz: Truva kahramanı Akhilleus’un hayatı. Doğumu, eğitim süreci, kahramanlıkları… Her şey bir bir işlenmiş. Mozaiklerin diliyle anlatılmış bir efsane! Ve tabii ki, Orfeus Mozaiği: Uzun yıllar yurt dışında kalan, sonra 2015’te ait olduğu yere, Urfa’ya dönen meşhur eser. Onun dönüş hikâyesi bile başlı başına etkileyici.
Urfa Kaya Mezarları – Sarayın Karşısı Mezarlık Çıkarsa…

Tarihiyle bir açık hava müzesini andıran Şanlıurfa, her kazıda yeni bir sır veriyor. İşte en çarpıcı örneklerden biri: Kale Eteği ve Kızılkoyun bölgeleri. Eskiden gecekondu evlerle dolu bu alanda yürütülen çevre düzenleme ve restorasyon çalışmaları sırasında, 113’ten fazla kaya mezarı gün yüzüne çıkarılmış. Üstelik bu mezarlar, Haleplibahçe Mozaik Müzesi’nin tam karşısında! Yani, bir zamanlar Roma dönemine ait olduğu düşünülen görkemli konutların karşısı… bir nekropolmüş! 🎤 Bu arada İbrahim Tatlıses’in “mağarada doğdum” sözü var ya… Belki de böyle bir mağaraydı! 😄
🏛️ Peki Nedir Bu Kaya Mezarları? Roma döneminde, “ölüm sonrası yaşam” inancı çok yaygınmış. İçerideki mezar odaları, işlemeleri ve tasarımlarıyla dikkat çekici. Likya’daki kaya mezarları kadar süslü görünmeyebilirler, ama inceledikçe detaylar hayran bırakıyor.Kaya mezarlarını tam olarak tarihlendirmek zor, çünkü bu yapılar farklı dönemlerde defalarca kullanılmış.
MS 3. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendiriliyor. Yani yaklaşık 1700 yıl öncesinden bahsediyoruz!
Göbeklitepe – Taşlar Konuşsa, Tarih Yeniden Yazılırdı Zaten

Burası, sıradan bir ören yeri değil. Burası insanlık tarihinin “CTRL+ALT+DEL” tuşu! Neden mi? Çünkü Göbeklitepe, 12.000 yıl önce inşa edilmiş. Kazılarda ortaya çıkarılan T biçimli dev sütunlar, hayvan kabartmaları, soyut semboller… Hepsi belli ki bir ritüel için yapılmış ama neyin ritüeli olduğunu kimse tam çözememiş. “Tapınak mıydı, gözlem evi miydi, sosyalleşme alanı mıydı?” Cevap: Bilinmiyor. Ama bir şey kesin: Taşlar hikâye anlatıyor. Ve işin ilginci… Bu taşları dikenler henüz tarımı bile keşfetmemişti.Tarih kitaplarını ters çevirecek kadar güçlü bir bilgi bu. Keşfedilmesi de çok komik:) Detaylı Göbeklitepe yazımı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Harran Kümbet Evleri: Taştan Masalların Diyarı

Şanlıurfa’nın sıcağında sizi serinleten bu konik evler, hem ilginç mimarisi hem de binlerce yıllık geçmişiyle büyülüyor. Yazın serin, kışın sıcak!Taş, saman ve kil karışımıyla yapılan bu yapılar doğal klima gibi çalışıyor. Üstelik hâlâ içinde yaşayan insanlar var ve sizi güler yüzle karşılıyorlar. Evleri gezebilir, içerideki eski beşiklerden höllük toprağına kadar birçok ilginç detay öğrenebilirsiniz.Fotoğraf çekmek isteyenler için adeta açık hava stüdyosu! 📸Tarihçiler, Harran evlerinin mimari kardeşlerinin ta İtalya’ya kadar uzandığını söylüyor. Sizce de çok benzemiyorlar mı? Harran evleri ile ilgili detaylı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Harran Üniversitesi: Dünyanın İlklerinden Biri mi?

“Dünyanın ilk üniversitesi Harran’da kuruldu!” diyenler çok… Net kaynaklar hâlâ tartışıyor ama şunu kesin biliyoruz: Müslümanlara ait ilk üniversitelerden biri burada! Peki neden Harran?
Çünkü burası Asur ve Babil medeniyetlerinin izlerini taşıyor. Güneşe, aya ve gezegenlere tapan bu uygarlıklar, astronomide epey ileriymiş. Hal böyle olunca, bilim merkezi kurmak için Harran biçilmiş kaftan olmuş!
Hz. İbrahim’in Doğduğu Mağara ve Dergâh Cami

Rivayete göre zalim Kral Nemrut’un “yeni doğacak erkek çocuklar öldürülsün” emrinden korunmak için, Hz. İbrahim bu mağarada gizlice dünyaya gelmiş.Işık görmeyen, loş ve serin bu mağaraya girdiğinizde insan ister istemez bir durup düşünüyor… Binlerce yıl önce burada başlayan bir mucizenin izleri hâlâ taşların arasında saklı gibi.Mağaranın girişinde kutsal kabul edilen bir su kaynağı da bulunuyor. Ziyaretçiler bu suyu içerken, dua ediyor; bir yandan da mağaranın o dingin havasını içine çekiyor.
Mağaranın hemen yanı başında yükselen zarif minaresiyle dikkat çeken yapı: Dergâh Camii.
16. yüzyılda Osmanlı döneminde yapılmış bu camii, Urfa taşının estetiğiyle süslenmiş. Avlusu huzurlu, içi oldukça sade ve etkileyici. Balıklıgöl ve Hz. İbrahim Mağarası ile birlikte bir inanç kompleksi gibi düşün; hem tarihi hem manevi atmosfer bir arada.
Eyyüp Peygamber Makamı ve Camisi /Merkez
Şanlıurfa’nın manevi duraklarından biri de hiç şüphesiz Eyyüp Peygamber Makamı. Sabır denince akla gelen ilk isim olan Eyyüp Peygamber’in, çile dolu yıllarını geçirdiğine inanılan yer tam da burası.Rivayete göre, Eyyüp Peygamber burada yıllarca hastalıkla sınanmış; vücudu yara bere içindeyken bile sabrından vazgeçmemiş. En sonunda ellerini gökyüzüne açıp dua ettiğinde, Allah ona şifa vermesi için bu topraklardan bir su kaynağı çıkarmış. İşte bugün hala akan bu kutsal su, ziyaretçiler tarafından içiliyor ve şifa niyetiyle alınıyor.Makamın hemen yanında sade ama çok etkileyici bir cami bulunuyor.
Tarihle İç İçe: Şanlıurfa’nın Diğer Dini ve Tarihi Yapıları

🕌 Fırfırlı Camii (Eski On İki Havari Kilisesi) Hristiyanlık döneminde kilise olarak inşa edilen yapı, üzerindeki rüzgârgülü süslemeler nedeniyle halk arasında “Fırfırlı Kilise” olarak anılmış. 1092 yılında kutsal sayılan Varak Haçı’nın buraya getirildiği rivayet edilir. 1956 yılında camiye çevrilmiştir
🕌 Selahaddin Eyyubi Camii (Eski Addai Kilisesi) 457 yılında Piskopos Nona tarafından yaptırılan bu yapı, dönemin en büyük kiliselerinden biri olup zamanla harap hale gelmiş ve hatta bir dönem elektrik santrali olarak kullanılmış. 1993’te restore edilerek cami olarak yeniden açılmış. Yapının üzerindeki ejder kabartmaları ve yarım sütunlar dikkat çekici detaylar arasında.
⛪ Reji Kilisesi (Aziz Petrus ve Aziz Paulus Kilisesi) 1861 yılında, daha eski bir kilise kalıntısının üzerine inşa edilen bu yapı, Hz. İsa’nın iki havarisi adına yapılmış. 1924’ten sonra Tekel idaresi tarafından tütün deposu olarak kullanılmış. “Reji” ismi de Fransızca “Regie” (Tekel) kelimesinden geliyor. 2002 yılından beri kültür merkezi olarak hizmet veriyor.
🏰 Yıldız Sarayı ve Konukevi Yorgancı Sokağı’nda bulunan Yıldız Sarayı, mimarisiyle sokak dokusunu süslüyor. Yanındaki konukevi, hem restoran hem de konaklama yeri olarak hizmet veriyor. Fotoğraf çekmek isteyenler için birebir!
🤝 Hoşgörü Meydanı (Ellisekiz Meydanı) Farklı inançların yapılarının bir arada bulunduğu bu meydan, Urfa’nın çok kültürlü ve hoşgörülü yapısını en iyi yansıtan yerlerden biri. Şeyh Saffet Tekkesi, Reji Kilisesi, Nimetullah Camii ve Muhyiddin Türbesi gibi yapılar bu meydanda bir arada.
🏛️ Şanlıurfa Kurtuluş Müzesi (Mahmud Nedim Konağı) Milli Mücadele döneminde Urfa halkının verdiği direnişi anlatan bu müze, tarihi bir Urfa konağında yer alıyor. Belgeler, fotoğraflar ve dönemin eşyalarıyla donatılmış bu yapı, şehrin yakın tarihini anlamak için mutlaka uğranması gereken bir durak.
Tarihin İçinde Alışveriş: Urfa’nın Renkli Çarşıları
Şanlıurfa gezisinin olmazsa olmaz duraklarından biri, hiç şüphesiz Tarihi Urfa Çarşıları. Avlularında oturup mırra, menengiç kahvesi, çay ya da sade kahve içebileceğiniz çayhaneler, size küçük ama unutulmaz bir mola sunuyor. Şehrin en otantik noktalarından biri olan Gümrük Han, sağlı sollu dizilmiş dükkânlarıyla hem alışveriş yapmak hem de fotoğraf çekmek için harika bir yer. Şanlıurfa Bedesteni, İstanbul’daki Kapalıçarşı’yı andıran yapısıyla dikkat çekiyor. Eğer el dokuması halılar, kilimler ya da keçeler ilginizi çekiyorsa, Halıcılar Çarşısı tam size göre. Ve tabii ki Bakırcılar Çarşısı… Urfa’nın en meşhur çarşılarından biri. El emeği bakır ürünler, kalaylı tabaklar ve rengârenk Urfa motifleriyle bezeli hediyelikler arasında dolaşırken zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz.
Halfeti / Birecik

Halfeti, “Cittaslow” yani Yavaş Şehir unvanına sahip, tarihi 3.000 yıl öncesine dayanan büyüleyici bir Fırat kasabası. Tekne turlarıyla keşfedilen batık minaresiyle ünlü Savaşan Köyü, geçmişle bugünün iç içe geçtiği hüzünlü ama etkileyici bir manzara sunuyor. Roma’dan Osmanlı’ya pek çok medeniyetin izini taşıyan şehir, sadece tarihiyle değil, şabut balığı kebabı ve incir kebabı gibi yöresel lezzetleriyle de dikkat çekiyor. Eğer vaktim var burayı da görücem diyorsunuz detaylı Halfeti gezi yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Şanlıurfa Sıra Geceleri
Şanlıurfa’ya geldiğinizde mutlaka sıra gecelerine katılmalısınız; çünkü bu gelenek, 250 yılı aşkın geçmişiyle kentin ruhunu en keyifli şekilde yaşatan kültürel bir miras. Osmanlı dönemindeki Ahilik teşkilatının bir devamı olarak kabul edilen sıra geceleri, erkeklerin bir araya gelip müzik eşliğinde sohbet ettiği, çiğ köfte yoğurup türküler söylediği sosyal buluşmalardır. İsotun başrolü oynadığı gerçek Urfa çiğ köftesi, İstanbul’daki versiyonlarına taş çıkartıyor; o acı ve lezzetli uyumun üstüne ise bir yudum “mırra” ikram ediliyor—Urfa’nın meşhur, bol acılı ve az içilen kahvesi! Gecenin başında ve sonunda sunulan bu geleneksel kahve, güğümde kaynatılıp dinlendirildikten sonra kulpsuz fincanlarda sadece bir yudumluk servis ediliyor. Az ama öz! Sıra gecesi, müziğin, sohbetin, yemeğin ve geleneğin aynı sofrada buluştuğu eşsiz bir deneyim. Urfa’ya gelip de bu gecelere katılmadan dönmeyin!
Şanlıurfa’nın Tarihine Yolculuk
12.000 yıllık sırlar, kutsal göller ve efsanelerle dolu Şanlıurfa’nın tarihini merak ediyor musun? “Urfa” isminin nereden geldiğini öğrenmek istiyorsan, tüm detaylar için yazıma göz atmayı unutma!
Şanlıurfa’da Ne Yenilir ?
Peki, Şanlıurfa’ya geldiniz, gezdiniz gördünüz, ne yiyeceksiniz? Son zamanlarda gurme turları ile ünlenen şehirlerden birisi olan Şanlıurfa’da yemeden dönmemeniz gereken lezzetlerin listesini sizin için oluşturdum. İşte Şanlıurfa’nın en meşhur yemekleri…Şıllık tatlısı, bol isotlu çiğ köfte yemeden Urfa’dan dönmüyoruz. Detaylı Şanlıurfa’da ne yenir yazıma buradan ulaşabilirsiniz.
Fıstığın Ana Vatanı Neresi? Urfa mı, Antep mi?
Fıstığın sadece Gaziantep’e ait olduğunu sanıyorsanız, Urfa’dan gelen haberler sizi şaşırtabilir! Şanlıurfalılar, fıstığın ana vatanının aslında Urfa olduğunu ve Antep’ten daha fazla fıstık ağacına sahip olduklarını söylüyor. Üstelik geçmişte Urfa’da işleme tesisi olmadığından, fıstıklar Antep’te paketlenip satılırmış—bu yüzden “Antep fıstığı” olarak bilinirmiş. Bugün Urfa’da yaklaşık 30 milyon, Antep’te ise 25 milyon fıstık ağacı var. Antep fıstığı 2000 yılında coğrafi işaretle tescillenmiş olsa da, Urfa da “Keten Köyneği Fıstığı” adıyla kendi tescilini almış durumda. Yani yıllardır “Antep fıstığı” diye yediğimiz o enfes lezzet, aslında belki de “Urfa fıstığı” olabilir mi? Bu arada Urfa demişken… İsotun kokusu her köşeye sinmiş, baharat burada bir yaşam tarzı!
